Çiğdem Altıntaş

2013 - KİMYA VE BİYOLOJİ MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ

Koç Üniversitesi’ndeki hayatım 2008 yılında Kimya ve Biyoloji Mühendisliği bölümüne girmeye hak kazanmam ile başlamıştı ve orman içindeki güzel kampüs ve sunulan imkânlar o yıllarda okulu sevmemde ilk etken olmuştu. Zaman geçtikçe tanıdığım insanların dostlukları sayesinde okulun benim için anlamı ve değeri arttı ve Koç Üniversitesi kendimi hem sevgi hem saygı duyduğum insanlar içinde ve güvende hissettiğim bir yuva haline geldi. Üstelik burada derslerimizi çok değerli hocalardan alıyorduk ve programları ne kadar yoğun olursa olsun konuşmak istediğimiz bir konu olduğunda hocalarımızın bize ayıracak zamanları mutlaka vardı. Farklı kulüplerde alabileceğimiz görevler ya da work-study seçeneği gibi kendimizi tanımak ve ne yapmak istediğimizi anlamak için kullanabileceğimden bile fazla fırsatlarımız oluyordu (uzaktan baktığımda keşke şunları da değerlendirseydim dedim, oradan biliyorum). Lisans dönemimde arkadaşlarımla birlikte radyo yayını yapma imkânı da buldum, henüz ortaöğretimde okuyan arkadaşlarımıza öğrenmeyi sevdirmek için farklı projeler düşünüp uygulama imkânı da. Yine Koç Üniversitesi aracılığıyla başka üniversitede Erasmus öğrencisi olma şansım bile oldu. Daha sonra akademik ortamda kalmayı daha çok istediğim kararına vardım ve Koç Üniversitesi’nde Kimya ve Biyoloji Mühendisliği yüksek lisans programına başvurdum. Yüksek lisans dönemimde hocam Dr. Seda Keskin Avcı’nın danışmanlığında gözenekli malzemelerin gaz ayırma performanslarının moleküler modellemesi ile ilgili çalışmaya başladım ve halen Koç Üniversitesi’nde doktora öğrencisi olarak bulunuyorum. Üniversite yıllarımızın kendi ayaklarımız üzerinde durmaya başlamadan önce geçirdiğimiz son yıllar olduğunu varsayarsak bu dönemde kendini tanımanın ve ne istediğine karar vermenin ne kadar önemli olduğunu anlayabiliriz; sanıyorum bu süreçte bize yardımcı olacak bu kadar olanağı sunan ve daha da gelişmeye açık olan en güzel yerlerden biridir Koç Üniversitesi. Burada okuma fırsatı bulan veya bulmak için çalışan arkadaşlarıma önerebileceğim şey okula başladıkları anda Koç Üniversitesi’ni benimseyip tüm olanaklarını tanımaya ve kullanmaya çalışmaları, hiç akıllarında olmayan ama ilgilerini çeken her fırsatı dikkate alıp denemeleri, akıllarının köşesinde kalmış bir hayalleri varsa okulun sunduğu imkânlar ile onu gerçekleştirmenin bir yolunu aramaları, ufuklarını açacak arkadaşlıklar kurmaları ve okulumuzun nasıl daha da iyi olabileceği hakkında kendilerini sorumlu hissetmeleridir.  Herkese bol şans!